22 Mart 2012 Perşembe

Tavuklu Mantarlı Krep

Güneşli bir cumartesi günü evde oturuyorken ne yapayım ne yapayım diye düşünürken ne zamandır deneyip deneyip başarısız olduğum krep i yapmaya karar verdim.
internette çeşitli krep tariflerine baktım ortaya karışık yaptım:)
İşte bu da tarifii;
Malzemeler:
3 adet yumurta
2 su bardağı süt
1-1.2 su bardağı kadar un
göz kararı tuz ve göz kararı sıvı yağ:)(az)
Yapılışı:
3 adet yumurtayı bir kaba kırdım.2 su bardağı sütü ekleyip bol miktarda çırptım. daha sonra unu ekledim yine çırpmaya devam ettim.en son yağ ve tuzu da ekledikten sonra son bir kez çırpıp 10 dk kadar buzdolabında dinlendirdim. aslında işin püf noktası tavanın iyi ısınmasıymış. ben şimdiye kadar çok ısınmasını beklemediğim için dolayısıyla krep de dağılıp gidiyor parçalanıyordu.bu sefer iyi kızdırdım çok çok az miktarda yüzeyde kalmayacak şekilde yağ sürdüm. krep hamurunun kıvamı ayranadn biraz daha koyu olacak şekilde. 1 kepçenin yarısından biraz fazla alarak tavaya döktüm devamlı oynattım dibi tutmasın diye altı piştiğinde bir spatula yardımı ile ters çevirdim. bu malzeme ile 8 adet krep çıktı. bunu isterseniz tuz yerine şeker katarak tatlı da yapabilirsiniz. ben tuz kattım tavuklu ve mantarlı yapacağım için.

içi için de;

kaç kişilik yapacaksanız o kadarlık malzeme kullanmanızı tavsiye ederim.
ben iki kişilik yaptım. 200-250gr kadar tavuk göğsü,2 adet yeşil biber,1 adet kırmızı biber ve bir miktar mantar.hepsini çok çok çok küçük doğrayıp önce biber sonra tavuk ve en son mantarı ekleyecek şekilde pişirdim suyunu çektirttim krebin içine konacağı için. daha sonra pişen iç harcını kreplere paylaştırdım.bir kişi için 2 krep hamuru kullandım. içine harcı koyup krepleri rulo yaptım. üzerlerine kaşar koyarak mikrodalgada bi kaç dk çevirdim. mikrodalga yoksa fırına da koyabilirsiniz.
ve dışarıda yediklerimizin aynısı oldu:) buraya ekleyeceğim aklıma gelmediği için resmini çekmeyi unuttum maalesef:( ilk yaptığım fırsatta resmini de ekleyeceğim.

Afiyet olsunn:)

20 Mart 2012 Salı

Alevli Günler


daha önce işyerinden bir arkadaşım bu oyunu önermişti ancak malum özel tiyatroların pahalı olmasından dolayı fırsat bulup gidememiştim. daha sonra şehir fırsatları sunan sitenin birinde %50 indirime girdiğini görünce hiç düşünmeden aldım. fırsat sitesinden almamızdan dolayı tiyatroda çok çok iyi yerden izleme fırsatı bulunamamış olsa da yine de keyifliydi. muhasebeci,kasap ve türkoloji profesoru olan 3 çocukluk arkadaşından şaman olan profesorun kanser olduğunu öğrenmesiyle başlayan bir hikaye.
ülkemizdeki gereksiz bürokratik işlemlere sık sık gönderme yapan eğlenceli bir oyun. oyunculuklara zaten diyecek yok...cem davran,erkan can, yıldıray şahinler, bahtiyar engin..gitmeden önce okumuş olduğum yorumlarda yazan gibi baştan sonra kahkahalarla güldük diyemesem de eğlenceliydi ve hakkını verdi hem oyun hem oyunculuklar...

Just Go With It - Hayatım Yalan


Adam Sandler ve Jennifer Aniston un başrollerini paylaştığını romantik komedi türünde bir film.
Çok fazla film izlemeyi sevmeyen biri olsam da bu aralar arkadaşımdan aldığım dvd ler sayesinde bayagı bir izler oldum. bu film de onlardan biri...
evlenmek üzere olan Danny müstakbel karısının onun hakkında anlattıklarını duyduktan sonra parmağında yüzükle evlenmeden düğün yerini terkeder ve bir bara gider orada parmağındaki evlilik yüzüğünün sihrini keşfeder ve bunu uzuun bir süre kullanmaya devam eder taa ki gerçekten aşık olana kadar...
bens evdim eğlenceli güzel bir film eğer kafa dağıtmak istiyorsanız bir filmden çok fazla şey beklemyiorsanız bu filmi de seversiniz:)

16 Haziran 2011 Perşembe

Nasıl Delirdim???

• Açık Ofiste bağırarak telefonla konuşan iş arkadaşları,
• Mağazada peşinde dolaşan hatta ve hatta sadece o mağaza değil avm dahil babasının malıymış gibi sizi baştan aşağı küçümseyen tavırlarla süzen mağaza görevlileri,
• Yolda ota boka laf atan erkek müsvetteleri,
• 1 sezonda mahvolan babetler,
• Kurumuş bulaşıklar,
• Gideceğiniz mesafe kısa diye afra tafra yapan taksiciler,
• Bir yıkamada yakası paçası kayan tshirtler,
• Ütü yaparken düzelttiğin yerin ütü kablosundan dolayı tekrar bozulması,
• Şehirlerarası otobüsün kalkacağı saatte kalkmaması,
• Kızsal tripler,
• Caroline,
• Ali,
• Mesude ve Annesi,
• Her öğlen ne yicez derdi,
• Her şeyi yemeyen bir insanla yemek yeme,
• Şehirlerarası otobüslerde yanınızdaki çocuklu kişiler,
• Ofiste kaleminizi 1dk için isteyip ilelebet üzerine konanlar,
• Hiçbir iş yapmayan ancak çok iş yapmış gibi kendini ve yaptığı boktan işi süper pazarlayan insanlar,
• 1 poğaça 1 çay yiyip içtiğiniz mekanda bahşiş vermediniz diye surat asan garsonlar( len zaten tüm yedimi 2.5 tl tutuyor ne bahşişi),
• Gecenin bir yarısı komşunun tadilat yapması,
• Yan taraftaki komşunun kocasının olmadığı zamanlarda tv nin sesini son ses açıp oturması,
• Cornetto dondurmanın külah kısmına denk gelen ambalajın yapışıp çıkmaması,
• Sert diye aldığım domateslerin yumuşak çıkması,
• Mağazada beyaz üstleri ruj-fondoten lekesi yapanlar,
• Ucuza aldığımı düşündüğüm şeyin daha ucuzunun bulunduğunu görmem,
• Pişmiştir nasılsa deyip ocağı kapattıktan sonra pişmediğini anlamam,
• Otobüste önümde oturup koltuğunu arkaya doğru yatırmaya çalışanlar,

YÜZÜNDEN delirdimmmmm..


peki sizi neler delirtti hiç düşündünüz mü?
Günlük hayatta deli oluyorum şuna buna şu olaya dediğimiz o kadar çok şey var ki yukarıda yazdıklarım sadece bir kaçı…

Bir zamanlar Ercan Saatçi’nin kendisinden pek de beklemediğimiz bir şekilde başarılı olan bir şarkısı vardı. daha sonrasında sanırım Gülşen de söyledi ama Ercan Saatçiden dinlemenizi tavsiye ederim
buradan izleyebilirsiniz:)
offf allahım offf
nedendir hep zorda sana gelişim
offf allahım offf
ofları tekerledim sayenizde

sevgiyi tükettim sayenizde
kendimi kaybettim sayenizde
nayraninininam sayenizde….

10 Haziran 2011 Cuma

Değişim-Değişiklik


bir kaç zamandır birşeyler yazmak istiyordum ama havalarn güzelliğinden midir hayatımdaki ufak tefek değişikliklerden midir fırsat bulup fırsat yaratıp yazamamaktan mıdır yoksa üşengeçliğimden midir bir türlü yazamadım.
Ay başında doğduğumdan beri boyatmadığım saçlarımı pek de radikal bir değişilik olmasa da boyatarak değişim sürecine girdim:)bu değişimi buna nazaran biraz daha radikal olan iş değişiklği hatta sektör değişikliği izledi.
bu kadar değişikliği bir yengeç burcu bünyesi biraz zor kaldırır ki depresyona doğru sürüklenmeye başladım sanırım.
bir mutsuzluk halet-i ruhiye içerisindeyim... hemen hemen herşeyden mutsuz olabilme kapasitesine sahibim. sudan çıkmış balık gibiyim.deneyimli olarak başadığım yeni iş de kendimi deneyimsiz hayatında ilk kez çalışan hatta ve hatta ilk defa mouse ve laptop görüyormuşum gibi hissetmekle biraber bildiğiniz o şekilde davranıyorum.
kendimden nefret ettim ve tabii ki eşime dostuma arkadaşıma aileme söylenmeye başladım bile.. muhtemelen söylendiğim insanlar ya benle birlikte üzülüyordur ya da ne kadar memnuniyetsiz bir insan olduğumu düşünüyorlardır..

sizler de değişiklikten kaçınanlardan mısınız yoksa tebdil-i mekanda ferahık vardır diyerek değişiklik her zaman iyidir felsefesi ile değişikliklerden etkilenmeyenlerden misiniz??

25 Mayıs 2011 Çarşamba

Kaçmaz AMA Patlar



Siz de benim gibi ince çorabı 1 bilemedin 2 kez giyenlerdenseniz bu çorap tam bana göre diyebilirsiniz .
Penti uzun çalışmalarının sonucunda non-run adını verdiği kaçınca yürümeyen çorap üretti. Çorap delindiği ya da takıldığı zaman yürümüyormuş. Yürümüyormuş da bu çorap bildiğiniz patlıyor efendim. Kaçan çorabı bile 1-2 kez giyebiliyorken binbir hevesle almış olduğum penti kaçmayan çorap karnımın üstünden bildiğiniz patladı para kadar bir delik açıldı. Hayır yani patlamasın kaçmasın diye senelerdir hep 1 beden büyüğünü alırım kaldı ki bu çorap öyle esnek ki neredeyse kafama kadar çıkacak esneklikte. Ha kafana kadar çekmeye çalıştıysan tabi patlar gibi bir savunma yapmaya kalkacaksanız tabiî ki kafama kadar çekmeye çalışmadım normal olması gerektiği yerde bıraktım. Anlayacağınız bu ürün benim için tam bir fiyasko oldu. Sorun bende mi diyeceğim ancak ofisten başka kullanan arkadaşların da çeşitli yerlerden patlamış çorapları. Penti yönetim kurulu başkanı artık kaçan yere oje sürmek gerekmeyecek demiş ama acaba delik olması daha mı güzel bir görüntü anlayamadım.
Çorabın fiyatı 9.90 TL bundan sonra alır mıyım sanmıyorum bana ekstra bir kazanç sağlamadı kaçmış çorapla gezmek istemeyeceğim gibi ben patlak çorapla da gezmek istemem.
Belki şikayetler artarsa Penti markası da ona göre önlemini alır.

24 Mayıs 2011 Salı

Sorun Bende Değil Sende!!!


Dizüstü edebiyat serisinin yeni kitabı.
Pucca, Samihazinses,Onur Gökşenden sonra “Türkçe sözlü hafif batı kadını” olarak tanıdığımız Pink Freud un kitabı da bu seriye eklendi.
"Bir kitap okudum hayatım değişti diyebilmeyi çok isterdim. Ama bir adam tanıdım ve hayatımın içine etti." Diyor Sevgili Pink Freud:)
Okurken hakikaten yaa dedirten kendinizden bir şeyler bulabileceğiniz, güldüren ve bir çırpıda okuma isteği uyandırırken bir yandan da bitmemesi için ağırdan davrandığınız bir kitap.
Bu kitap hakkında az çok fikrim vardı ve o yüzden aslında tatile gittiğimde okumayı planlıyordum.
Tam tatillik yazlık bir kitaptı. Yazlık kitap da nasıl oluyor diye sormayın oluyor işte:)
Yazın daha hafif, güldüren ağlatan ama bir çırpıda okunabilecek bilgi verme kaygısı gütmeyen, irdelemek için kafamı yormayacağım çerezlik kitaplardan yana kullanıyorum tercihimi.
Tabiî ki kitapları çerezlik hafif ya da ağır diye ayırmak pek doğru olmaz ancak kışın daha edebi yönü kuvvetli beni zorlayacak olan kitapları okumayı tercih ediyorum.
Evet bu kitabı da yazın tatilde okumayı planlıyordum ancak dayanamadım ve birkaç sayfasını okuyayım hiç olmazsa diyerek başladığım kitabı bitirmişim!
Okurken tüm dertlerinizi unutturacak gibi olmasının yanı sıra sizi bir paranoyaya da sürükleyebilir eşleriniz/sevgilileriniz ile ilgili… benden uyarması:)
Cimri erkekten tutunda sonradan görmeye, anne kuzusundan sapkın erkeğe kadar çeşitli erkek örneklerini bulmak mümkün kitap da… en dikkat çekeni de kitabın aslında yapı taşını oluşturan 4 senelik ilişkisini bir mesajla sonlandırıp 3 ay içerisinde evlenen bora örneği olsa gerek… Bora ‘ya kitabın sonunda ne olduğunu tabii ki de söylemeyeceğim ancak benim merak ettiğim konu kitabın sonunda yaşananlardan sonra ne oldu? yazardan devamını bekliyoruz… :)